RuhuL-Kudus
RuhuL-Kudus
Administrator
Karma +0/-0
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 797
|
 |
« : 12 Ocak 2010, 16:47:05 » |
|
Bediüzzaman Saidi Nursi Emirdağ veya Afyon hapishanesi'nde yatarken, bir gece Konya'nın Ladik kasabasına Ahmed Ağa'nın yanına geldi. Ahmed Ağa'nın yanında o anda sadece oğlu Zekeriya vardı.
Bediüzzaman tayy-i mekan ederek gelmişti. Ahmed Ağa'nın odasının eşiğinde, ellerindeki kelepçeyi ve ayaklarındaki zincirleri çözdü, içeri girdi: "- Bu çıksın, dedi, Zekeriya'dan ötürü, konuşacaklarım var..." Ahmed Ağa: "-Mahzuru yok kardeşim, yabancımız değildir, oda duysun ..." dedi. Bediüzzaman: "-Ahmed Ağa, üstada - Hızıra - söyle, tahammülüm kalmadı, dedi.Ahmed Ağa: "-Olur, söyleyelim kardeşim Said" dedi.
Bediüzzaman tekrar anında kelepçeyi ellerine zincirleri ayaklarına takarak geri döndü.
Bir müddet sonra aynı şekilde Bediüzzaman yine geldi ve: "-Söyledin mi Ahmed Ağa?... Ne oldu netice?", diye sordu. Ahmed Ağa: "- Söyledim kardeşim Said, söyledim" dedi. Bediüzzaman: "-Ne dedi Üstad? " diye sordu. Ahmed Ağa: "-Sabretmeni söyledi" dedi.
Bediüzzaman bu cevabı alınca, bu defa kapıdan değil, pencereden çıkıp gitti. Yine elleri kelepçeli, ayakları zincirli idi.
Şimdi söyle bir sorulsa, hem tayy-i mekan edebiliyor, hapishaneye girip çıkabiliyor, kelepçelerini çözüp takıyor. Hemde hapishaneden çıkmak için Hazreti Hızır'dan yardım istiyor... Bu nasıl oluyor diye bir soru akla gelebilir.
Evliyalar bu güce sahiptirler. o kuvvet ve o tasarruf ellerinde var ama, izin almadan kullanamazlar. İşte Bediüzzamanda o tasarruf kendisinde olduğu halde üstadı Hızır'dan izin almadan kullanamamıştır.
|