iSLAMi SOHBET, iSLAMi FORUM, iSLAMi CHAT, DiNi SOHBET, MENZiL SOHBET, DiNi FORUM
Duyurular: Değerli Kardeşlerim!
Yabancı Sitelerden, Sitemize (ahlak dışı içerik ekleyen) Botlar Yollanarak Üye Olunup Birtakım İçerikler Eklenebileceğinden Dolayı, ÜYE KAYIT İşlemini Yönetici Onaylı Olarak Değiştirmiş Bulunmaktayız. Yeni Üye Olacak Kardeşlerimizin En geç 24 Saat İçerisinde Üyeliği Aktif Edilecektir...
 
*
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 31 Temmuz 2010, 06:24:59


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz


Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Kelime-i tevhid ve kelime-i sehadet...  (Okunma Sayısı 108 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
gultanesi
ModeratoR
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 234



Site
« : 19 Ekim 2009, 19:02:41 »

İMAN ESASLARI (AMENTÜ)


1- Allah'dan (celle celaluhu) başka tanrı olmadığına, Muhammed (sallallahu aleyhi vesellem)'in O'nun kulu ve Peygamberi olduğuna,
2- Allah'ın (celle celaluhu) meleklerine.
3- Allah'ın (celle celaluhu) kitaplarına.
4- Allah'ın (celle celaluhu) peygamberlerine,
5- Öldükten sonra dirilmeğe (ahiret gününe).
6- İyilik ve kötülüğün Allah'ın takdiri ve yaratması ile olduğuna inanmaktır. (138).

Kelime-i Şehâdete İnanan Kimsenin Allah (celle celaluhu) ile Yaptığı Sözleşme:

Bir insan İslam'a girerken inandığı ve şartlarını kabul ettiği "Kelime-i Şehâdet"i söylerken Cenab-ı Hakk'a "Kâlû Belâ" da (madden yaratılmadan önceki ruhlar aleminde) iken verdiği sözü, dünyada tekrarlayarak şu üç ana konuda ahdini ve verdiği sözü şöyle yenilemektedir:

1- İnançta Kulluk: Müslüman Kelime-i Şehâdetle inancında Rabbına kul olacağına dair söz vermektedir. İnancına hiçbir şekilde şirk karıştırmadan yalnız Allah'ın varlığına, birliğine, gücüne, hakimiyetine, nizamına, hukukuna, adaletine, helallerine, haramlarına, ve diğer emir ve yasaklarına tam inandığına dair söz vermektedir.
2- İbadette Kulluk: Müslüman "Kelime-i Şehâdet" le, şeytanlara, tağutlara, ilahlara, putlara, ölü veya diri tanrılaştırılan insanlara çeşitli şekillerle İbadet etmeyeceğine ve yalnız Allah'ın emrettiği şekilde ibadet edeceklerine dair de söz vermektedir...
"...Yalnız Sana kulluk eder ve yalnız Senden yardım dileriz.."
3-'Muâmelatta (Uygulamada) Kulluk: Müslüman "Kelime-i Şehâdet" ile; şeytanların, tağutların, ilahların ve tüm beşerî sistemlerin ekonomik, hukuk ve Sosyal hayata dair emir ve yasaklarına inanmayacağı gibi itaat edip, hayatına bunları hâkim kılmayacağına ve yalnız Allah'ın ve Rasulünün getirdiklerine, sistemine inanıp, itaat edip, hayatına hâkim kılacağına dair söz vermektedir...

Müslüman Kelime-i Şehadet ile; bu üç ana konuda Rabb'ına kulluk edeceğine, İslam'a inanıp, hayatında ve ailesinde uyguladığı gibi, başkalarına da tebliğ için malıyla, canıyla cihad edeceğine dair söz vermektedir. Çünkü müslümana göre lıayat; iman ve cihaddır.

Lâ ilahe illallah: "Bütün ilahlara, tağutlara, beşerî sistemlere Kapitalizm, Komünizm, Sosyalizm, Faşizm, Laisizm, Milliyetçilik, Demokrasi... v.s.), tanrılara, putlara, azgın nefsime hayır, sadece Allah'a ve Rasulüne evet. Sadece Onun gücüne, kuvvetine, iktidarına evet. O'nun dışındaki tüm ilahlara ve İlahçıklara hayır..." demektir.

Ancak bugün Müslümanların içinde yaşadığı hayat "Lâ ilâhe illâllâh"ın manâ ve gereklerini bilmediklerini ortaya koymaktadır.
Bu gerçek, kendilerinden önceki Müslüman nesillerde görülmemiş bir cehaletin örneğidir. Çünkü onlar dilleriyle "Lâ ilâhe illâllâh" diyorlar. Sonra da ruhlarında hiçbir sıkıntı duymadan Allah'tan başkasının buyruklarına uymaktan çekinmiyorlar. Bu sebeple bu nesle "Lâ îlâhe illâllâh"ın anlatılmasına ve gereklerinin bildirilmesine son derece ihtiyaç vardır. Biz bu nesle namazdan, oruçtan, zekâttan, hac'dan önce "Lâ ilâhe illallah"ı anlatmalıyız ve işe onunla başlamalıyız.
Kafirlerin Kelime-i Tevhid inancına gösterdikleri düşmanlık kadar müslümanlar da kendi inançlarında aynı gayreti gösterselerdi bugün bu zelil durumda olmazlardı.

Günümüzde bazı cahil Müslümanlar, doğrudan Allah (celle celaluhu)'tan başka birini tanrılaştırmamakta ve ona resmen tapmamakta ise de, Allah (celle celaluhu)'a inanmakla beraber Allah (celle celaluhu)'ın hükmüne değil, insanların koydukları hükme, paraya, mala, kadına, makama, modaya vesaireye tabi olmakla, Allah (celle celaluhu)'tan başkalarını mabüd (tanrı) edinmiş oluyorlar. Böylece Allah (celle celaluhu)'ı bırakıp şeytanları, Tağutları mabud edinip, onlara itaat ediyorlar. Ve onların bâtıl sistemlerini hayata hâkim kılıyorlar ve hayatlarını bu bâtıl sistem ve düzenlere. (Kapitalizme, Sosyalizme, Laisizme, Demokrasiye, Milliyetçiliğe.. . v.s.) göre tanzim ediyorlar. Böylece Allah (celle celaluhu)'la birlikte bâtıl ilahlara ve düzenlere de inanıp itaat edenler, iki ilahlı ve iki dinli durumuna düşmüş oluyorlar. Müslüman asla iki ilahlı ve iki dinli olamaz. Allah (celle celaluhu) kendini ne ortak kabul etmez... Cenab-ı Hak böyle bir imanı Kur'an'ında şu ayetle yasaklamaktadır: 'İki ilâh edinmeyin, O, tekbir ilahtır..." (139),

İnsanlığın Önünde İtaat ve İbadet Edeceği İki Yol Vardır:

1- Allah'ın ve Rasulünün yolu,
2- Şeytanların ve tağutların yolu.

Kur'am Kerimde bu yollar açıkça şöyle belirtilmektedir :
"Kim İslâm'dan başka din (yol, sistem, görüş) ararsa, bilsin ki, (o din) ondan kabul edilmeyecek ve O, ahirette kaybedenlerden olacaktır." (140).
"İnananlar Allah yolunda savaşırlar, inkar edenler de tağut (şeytan) yolunda savaşırlar. O halde şeytanın dostlarıyla savaşın, çünkü şeytanın hilesi zayıftır." (141).
Allah (c. c.) insanlara diyor ki:
Ey kulum bir Allah'a inanın. Ahirete inanın, Kur'an'a ve Sünnete uyun, Namaz kılın, oruç tutun, Zina etmeyin, içki içmeyin. Ey kadınlar örtünün, açılıp, saçılmayın. Haram yemeyin..." (Asım Uysal- Mürşide Uysal, İzahlı Kadın İlmihali Ansiklopedisi, sh: 89-93)
(138) Buhari, Müslim.(133) Buhari, Müslim
(139)Kur'an-ı Kerim, Nahl, 51
(140)Kur'an-ı Kerim, 3/85
(141)Kur'an-ı Kerim, 4/76

KELİME-İ TEVHÎD
"Tevhîd birleştirme, birleme, bir olduğunu kabul etme ve bu şekilde inanma demektir. Istılahı manası ise; Allah'tan başka ilâh olmadığına iman etmek, O'ndan başka Rab ve Ma'bud tanımamaktır. Başka bir deyişle; ihtiva ettiği manaya gönülden inanarak "Lâilâhe illallah Muhammedun Rasûlüllah" sözünü söylemektir. İşte "Allah'tan başka ilâh yoktur Muhammed Onun Rasûlüdür" anlamına gelen bu söze"Kelime-i Tevhîd" denir.

"Kelime-i Tevhîd" tüm semâvî dinlerin ortak inanç esaslarının temelini teşkil eder. Bu temele dayanmayan inanışların ve ibadetlerin tümü batıldır, Allah'ın yanında makbul değildir. Nitekim, Cenab-ı Allah'ın göndermiş olduğu elçilerinin tümüne vahyettiği ve insanlara tebliğ edilmesini istediği en önemli husus, "Tevhîd" inancının esasını teşkil eden bu kutsal kelimedir. Hak Teâlâ, Kur'ân-ı Kerîm'de, son elçisi Hz. Muhammed (sallallahu aleyhi vesellem)'e hitaben:

"Senden önce hiçbir rasûl göndermedik ki ona; Benden başka ilâh yoktur, şu halde bana kulluk edin, diye vahyetmiş olmayalım" (el-Enbiyâ, 21/25) buyurmakla bu gerçeği dile getirmiştir.

Allah'tan başka ilâh tanımamak ve yalnızca O'na ibadet etmek tüm semâvî dinlerin ortak hedefidir. En güzel ifadesini "Kelime-i Tevhîd"de bulan bu husus, ehemmiyetine binaen, hem Kur'ân-ı Kerîm'de, hem de Rasûlüllah (sallallahu aleyhi vesellem)'ın hadislerinde çokça zikredilmiştir. Kur'ân'da:
"Allah, kendisinden başka hiçbir ilâh bulunmayandır" (el-Bakara, 2/255).
"Allah, kendisinden başka ilâh olmayandır, en güzel isimler O'na mahsustur" (Tâhâ, 20/8).
"O, sizin Rabbiniz olan Allah'tır. O'ndan başka ilâh yoktur. Herşeyin yaratıcısı O'dur" (el-En'âm, 6/102).
"Allah ile birlikte başka bir ilâh çağırma. O'ndan başka ilâh yoktur. O'nun zatından başka her şey helâk olacaktır. Hüküm O'nundur ve siz O'na döndürüleceksiniz" (el-Kasas, 28/88) buyurulmaktadır. Rasûlüllah (sallallahu aleyhi vesellem)'ın hadislerinde de "Kelime-i Tevhid"le ilgili şu ifadelere rastlıyoruz:
"Her kim, Lâ ilâhe illâllâh der ve Allah'tan başka tapılan şeyleri reddederse, onun malına ve canına dokunmak haram olur. Hesabı da Allah'a kalmıştır" (Müslim, İman, 37).
"Lâilâhe illallah, Allah için yüce ve şerefli bir sözdür. Bunu samimiyetle söyleyen cenneti kendine vacip kılar. Yalandan söyleyen de malını ve kanını korumuş olur, fakat gideceği yer cehennemdir" (Alauddin Ali el-Hindi "Kenzü'l-Ummâl", l, 220).
"Allah'tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed'in, O'nun elçisi olduğuna şehadet getirerek Allah'a mülaki olan kimse cennete girer" (a.g.e., l, 215).

"Lâilâhe illallah" çok vecîz ve mana yönünden oldukça kapsamlı bir sözdür. Türkçe'ye "Allah'tan başka ilâh (tanrı) yoktur" şeklinde tercüme edilebilir. Ne var ki, Allah ve ilâh kelimelerinin ifade ettiği manalar tam olarak anlaşılmadıkça "Allah'tan başka ilâh yoktur." sözü; "Kelime-i Tevhid"in, kafalara ve gönüllere yerleştirmek istediği mefhumu ifade etmekte çok kısır kalacaktır. Kaldı ki, her insanın mü'min ve muvahhid sayılabilmesi için, Kur'ân'ın tanımladığı şekilde Allah'a iman etmesi ve tüm içtenliğiyle O'na teslim olması gerekir. Aksi takdirde "Kelime-i Tevhid"i diliyle söylediği halde, tevhide aykırı düşünce ve davranışlarından dolayı iman dairesinden çıkarak kâfir olma tehlikesi vardır.

Kur'ân-ı Kerîm, Cenab-ı Allah'ı şöyle tanımlıyor:
"Allah bir tektir (el-İhlâs, 112/1), O'ndan başka hiçbir ilah yoktur (el-bakara, 2/255). Tüm âlemlerin Rabbi'dir (Fatiha, 1/1), herşeyin yaratıcısı O'dur (el-Enam, 6/102), hüküm yalnızca Allah'ındır (ez-Zümer, 39/3), rızkı veren O'dur (ez-Zariyat, 51/58), dirilten de öldüren de (Alû İmran, 3/156), hastalara şifa veren de O'dur (el-En'âm. 5/59). O, her şeyi; gizli olanı da açıkta olanı da bilir. (İbrahim, 14/38). O'nun irade ve izni olmadan bir yaprak dahi dalından düşmez" (el-Mâide, 6/59). Kısacası Allah (celle celaluhu), akla gelebilecek her türlü noksanlıklardan münezzeh ve en mükemmel sıfatlarla muttasıftır.

Kur'ân âyetlerinden de anlaşılacağı gibi, insanın mü'min ve muvahhid sayılabilmesi için, Allah hakkındaki düşüncelerinin sağlıklı olması, "Tevhîdi" çizgiyle paralellik arzetmesi gerekir. Bir yandan "Allah'tan başka ilâh yoktur" deyip diğer Yandan O'nun hükmünü reddetmek ya da hâkimiyetinde O'na ortak koşmak, kesin olarak haram kıldığı bir şeyi helâl, helâl kıldığı bir şeyi haram saymak, yalnızca kendisine mahsus özelliklerden birini veya birkaçını, yaratılmışlardan herhangi birine isnad etmek, Allah (celle celaluhu)'a yaklaştıracak veya O'nun katında şefaatçi olacak diye O'ndan başka dostlar edinip bunları ulûhiyyet derecesine çıkarmak, Tevhîd inancıyla asla bağdaşmaz. Bu tür düşünce ve inançlara sahip kimse "Allah'tan başka ilah yoktur." demekle iman etmiş sayılmaz. Cenab-ı Allah bu gibi kimseleri yalancı ve inkarcı diye nitelemektedir:
"Halis din yalnız ve yalnız Allah'ındır. O'ndan başka dostlar edinenler; bizi, sadece Allah'a yaklaştırsınlar diye onlara ibadet ediyoruz, derler. Şüphesiz Allah, ayrılığa düştükleri şeylerde aralarında hüküm verecektir. Allah, yalancı ve inkârcıyı hidayete erdirmez" (ez-Zümer, 39/3).
"Yoksa onlar, câhiliyye hükmünü mü arıyorlar? İyi anlayan bir toplum için hükümranlığı Allah'tan daha güzel hüküm veren kim vardır?" (el-Tevbe, 5/50).
"Allah'ı bırakıp bilginlerini ve rahiplerini ve Meryem oğlu Mesih'i rabler edindiler. Halbuki onlara; yalnız bir ilaha tapmaları emredilmişti. O'ndan başka hiçbir ilâh yoktur, onların ortak koştukları şeylerden uzaktır " (et-Tevbe, 9/31).

Evet, "Kelime-i Tevhîd"; düşünce ve davranışlarda, şirkin her türlü pisliğinden arınmayı, sadece Allah'ın emirlerine boyun eğerek tâğûtun her çeşidini reddetmeyi gerektirir. Artık:
"Her kim tâğûtu reddedip Allah'a inanırsa, asla kopmayan, sağlam bir kulpa yapışmış olur" (el-Bakara, 2/256. Ayrıca bk. La ilaha illallah). Halid ERBOĞA"
İmânın lügat manası: İnanmak, tasdik etmek, bir şeye tereddütsüz ve kesin olarak inanmaktır.
İmânın şer'i manası: Kalb ile tasdik ve dil ile ikrardır. Yani, Peygamber Efendimizin. Allah (celle celaluhu)dan getirdiği her şeyi kalbi ile (doğrudur diye) tasdik etmek ve bu inancını dili ile de açıklamaktır.
İman konusunda "kalb ile tasdik" en ön planda yer alır. Kalbinde tasdiki bulunmayan insan, hiçbir zaman mü'min sayılmaz. İnanmadığı halde "Ben Allah (celle celaluhu)'a inanıyorum" diyen bir kimsenin, bu sözü, Allahü Teâlâ (celle celaluhu)'ya göre bir değer taşımaz. Şu kadar ki, biz bir insanın kalbinde nelerin bulunduğunu bilmediğimiz için, bu adamı Müslüman sayarız. "İnanmıyorsun" diyemeyiz. Eğer yalan söylüyorsa cezasını biz değil Allah (celle celaluhu) verecektir.
Allah (celle celaluhu) rızası için yapılan işlerde gizlilik daima iyidir. Ancak kalbinde imanı olanın ömründe bir defa olsun inandığını söylemesi farzdır. Dilsiz olanların yapacakları işaretler veya Müslüman olduğu kendisinden duyulmayan bir insanın camide namaz kılması gibi hususlar, onun Müslüman olduğuna delildir. Çünkü namaz, mü'minlere aid bir ibâdettir.
İmân bir bütündür: Daima bu bütünlük korunmalıdır. Yani inanılması emredilenlerin hepsine birden inanmalıdır. Yarısına inanıp yarısını kabul etmemek, bütün peygamberleri kabul ettiği halde, "Musa ve İsa diye peygamber yoktur" demek veya 20. asırda artık kadınların başını örtmelerine gerek yoktur, demek veya yine 20. asırda faizsiz ticaret yapılamaz vesaire demek, imanın gitmesine sebeb olur. Diğer inanılacaklara ne derece kuvvetle inanırsa inansın, bu iman Allahü Teâlâ (celle celaluhu)'ya göre makbul iman değildir.
İman edilmesi istenen hususlar Allah ve Rasûlü tarafından haber verildiği için -gözle gördüğüne inandığından daha kesin bir inançla- inanmalıdır. Çünkü göz yanılabilir, kulak yanlış duyabilir. Ama Allahü Teâlâ ve O'nun Rasûlü yanlış haber vermez.

İMAN İKİ ÇEŞİTTİR.
1) İcmali İman : İman edilecek şeylere sebeb ve hikmeti araştırmadan kısaca ve toptan iman etmektir.
2) Tafsili İman : İman edilecek şeylerin her birerlerinde açık ve geniş bir suretle iman etmektir.

KELİME-İ TEVHİD ve KELİME-İ ŞEHADET

1) KELİME-I TEVHİD:
Tevhîd, sadece Allah'ın birliğine inanıp dile getirmektir. "Lâ ilahe illallah, Muhâmmedün Rasûlüllah"
Manâsı: "Allah (celle celaluhu)'tan başka hiçbir tanrı yoktur, Muhammed (sallallahu aleyhi vesellem) O 'nun Rasûlüdür."

2) KELİME-İ ŞEHADET:
"Eşhedü en lâ ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühû ve Rasûlühü"
Manası: "Ben şehâdet ederim ki, Allah (celle celaluhu)'tan başka hiçbir ilâh -tanrı- yoktur. Yine şehadet ederim ki, Muhammed (sallallahu aleyhi vesellem) O'nun kulu ve Peygamberidir."

Yeni müslüman olanın, "Kelime-i Tevhid" veya "Kelime-i Şehâdet"i bir kerre söylemesi farzdır.
Bu iki cümle Tevhid inancının temelidir ve manâsı İslâm Dininin İ'tikad esaslarını tamamen ihtiva edecek kadar geniştir. Bunu biraz izah edelim..
Kelime-i Tevhîd ve Şehâdetin İzahı:
Eşhedü: Lügatte üç manaya gelir.
1- Hazır bulunmak,
2- Şehadet etmek,
3- Yemin etmek.

İnsan şehâdet ederken bu Üç manayı içine alarak ve kastederek -Allah'a ve Rasulüne şehadet edip- inanmaktadır.
Kelime-i Şehâdet'le Allah'tan başka bir ilah olmadığını söyleyen bir kimse, bu kelime ile ne söylediğinin farkında olmazsa, söylediği şehâdetin ne anlama geldiğini, neleri kabul edip, inanıp, neleri reddedip, dışlaması gerektiğini bilmeyen kimse olarak birkaç sözü tekrarladığından söz edilirse de "şehadet," ettiğinden söz edilemez. Yani İslam'a ters fikir, düşünce ve zihniyetlere inanmakla ve hayatına onları hakim kılmakla beraber, onları reddetmeden bu sözleri tekrarlamak bir şey ifade etmez. Bilerek ya da bilmeyerek Kur'an'ın farzlarından birini inkar ederse kafir olduğu gibi...

Eşhedü en lâ ilâhe illallah: "Düşündüm, anladım, kalbimde kabul ettim ve dilimle «söylüyorum ki; Allah'tan başka ilah, yani güç, yani sonsuz iktidar sahibi, yani kainat ve içindeki insanlar için yasa koyan ve kendisine kulluk edilen bir başkası yoktur. Ve "Allah'a rağmen ben varım" diyen varsa, onu inkar ediyorum, onu tanımıyorum!..." demektir.

Lügatte ilâh: Isınmak, güvenmek, sevgiyle yönelmek ve kulluk etmektir. Buna göre ilah; güvenilen, sığınılan, sevilen ve tapılandır. Bunlar tanrılar, tağutlar, putlar ve buna benzer beşerî ilahlardır...

Lâ ilahe: "Tağutıı ve kendini ilahlaştıranları tanımayıp inkar edeceğime, onlarla ilişkimi keseceğime, kalbimi bu pisliklerden temizlemek için bütün gücümü kullanacağıma dair Allah'a söz veriyorum... Bu ilah ve tağutlardan temizlediğim tertemiz kalbimi, yalnız Allah'a ve nizamına hazırlıyorum..." demektir. Çünkü kirli kalbe, temiz Allah inancı yerleşemez. Çürük temel üzerine sağlam bina inşa edilemiyeceği gibi...

İllallah: 'İbadetimde ve ibadetimin gerektirdiği şeylerde tam anlamıyla ihlaslı olacağıma, ilim, akide ve amelde sadece ve sadece tek olan Rabbim Allah'ın rızasını hedef kabul edeceğime bütün amellerimi, ibadetlerimi, ihlasımı Rasulüllahın öğrettiği şekilde yapacağıma Allah'a söz veriyorum ve yalnız Allah'ı ilah kabul ediyorum..."

Muhamnıedün Rasûlüllah: "Rabbime olan ibadetlerimi insanların düşüncelerimi, kendi arzu ve hevesime ve bid'ate göre yapmıyacağıma, fakat bütün ibadetlerimi Allah'ın sevdiği, Kur'an'da gösterdiği, Rasulüne öğrettiği ve Rasulüllah'ın bizlere gösterdiği şekilde yapacağıma Allah'a söz veriyorum..." demektir.
 
Bu Sayfayı Paylaş
Facebook Ekle Google Ekle Yumile Ekle Yahoo Ekle Msn Ekle Netspace Ekle Ask Ekle Clesto Ekle Digg Ekle Reddit Ekle Furl Ekle Del.icio.us Ekle Submit to Jeqq Spurl Ekle Technorati Ekle Newsvine Ekle Simpy Ekle BlinkList Ekle Shadows Ekle
Kayıtlı

Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  


MySQL Kullanıyor PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.11 | SMF © 2006-2009, Simple Machines LLC
SimplePortal 2.3 © 2008-2009, SimplePortal


Forum TR, Google
TurkeyRank.Com - Pagerank Servisi

Site-rehberi - Dini Sohbet - -Dini Sohbet Odaları -sohbet -sohbet odaları -forum - islami sohbet

XHTML 1.0 Uyumlu! CSS Uyumlu! Dilber MC Theme by HarzeM