Geçmişte her ne kadar cefa ve çile çekmiş olsanda, şu anda hürsün, özgürsün.
En azından sevin buna. Yaşamaktan haz al biraz ne olur. Neden bu kadar
küstün her şeye?
Ve neden bukadar küstü her şey sana?
Sen üzülünce, sen
kırılınca gözlerimde parıldamaz oldu. Gözlerimde ki ışık senin sayende vardı
çünkü.
Değermiydi basit şeyler için bu kadar yıpranmaya?
Deydimi söyle, mutlu ve huzurlu olan kendini cehennem alevlerine salmaya?
Siyah gözlerimi ağlatmaya
Deydimi söyle?
Söyle kalbim söyle.
Allahım;
Bana hiç bir faydası olmayan şeyler yüzünden senin bahşettiğin bu kalbi
kararttım. Oysa senin için saklamalıydım onu.
Göremedim rabbim.
Bunca nimetin içinde farkedemeden hep sana isyan etmişim. Senin beytin
olabilecek şu kalbi neler ve neler için hırpaladım, harap ettim.
Şimdi ise af dilemeye yüzüm yok.
Ferahlamak için girdiğim suyun bataklık olduğunu anlayamadan yıllarca yüzmüşüm o pislikte.
Şimdi boynum eğik, utangaç bir halde hakkım olmadan af kapını çalıyorum.
Medet yalnız senden. Yardım yalnız senden.
Eğer affetmezsen kime giderim ben?
İçimde ki karanlığı kime şikayet edeyim rabbim?
Bir hiç uğruna berbat ettiğim bu kalbi ne yapayım ben şimdi?
Kim derman olur derdime senden başka?
Ve kim çare bulabilir bu gaflet hastalığına?
Bu zamana kadar hakikati göremeyen gözlerim, aslında seni görmeyi istemiş, seni aramış yarattığın her bir zerrede.
Nurunla dolmayı dileyen kalbim, ufak kıvılcım tanelerini gerçek ışık sanıp, kendini yakacağını bilemeden onlara
aldanmış. Aşkınla yanması gereken kalbimi nelerle kirletmişim.
Şimdi bu asi kul sana geldi.
Affedermisin rabbim?
Ümidim var.
Affet rabbim.
Bağışla.